aileEvlenmek için tam 8 yıl beklemişlerdi. Okuldan mezuniyet, erkeğin askerliği, ikisinin de iş bulma gayretleri hep bir amaç içindi. Kavuşmak. Bir daha hiç ayrılmamak. Bütçeleri elverdiğince, eşe ,dosta mutlu günlerinde yanlarında olmaları için düğün de yapmışlardı. Düğün fotoğraflarında ikisi de ne kadar mutlu görünüyordu. Aileleri hariç. Fotoğraflarda aile büyüklerinin yüzü zoraki gülümsemiş, memnuniyetsizlik, mecburiyet duruşları arasında evlilik gerçekleşmişti.

Evlenmeden önce de aileler arası anlaşmazlık vardı. Ama gençlerin aşkı ve sevgilerinin gücüne olan inançları tüm anlaşmazlıklara inat direnmişti olumsuzluklara.

‘Tek kızım var. İstediğim gibi mürüvvetini görmeye hakkım yok mu? Erkek tarafı hiçbir isteğimize olumlu yaklaşmıyor’ diye yakınan anneye karşılık, ‘ Bu kızın annesi geçimsiz, hırslı. Ne kıymetli kızı varmış. Esas benim oğlum aslan gibi. Elini sallasa ellisi’ diyen erkek annesi daha söz kesildiği günden itibaren şikayetlerine son veremiyordu.

Genç evliler balayından itibaren iki tarafın ailesinin de adeta ablukasına alınmaya başlamıştı. Herkes sürekli kendi evine davet ediyor, kız tarafı ile erkek tarafı arasında soğuk rüzgarlar, dedikoduların ardı arkası kesilmiyordu. Bu durum bir süre sonra genç çiftin tartışmalarında yer bulmaya başlamıştı. Hemen her tartışma ‘senin annen, benim annem’ suçlamaları ile son buluyordu. Küslükler önceleri kısa zamanda aşılıyordu. Ama aileler arası çözülemeyen problemler bir müddet sonra çiftlerin haftalar süren küslüklerine ve evi terk etmelerine kadar uzanmıştı. Artık ayrılık kelimesi sık sık dile getirilir olmuştu. Bu probleme çocuk yaparak ve böylece aileleri kaynaştırmaya karar vererek çözüm üretmeye çalışmışlardı. Nafile.

Doğan bebeğin ardından, iki anne daha da hırçınlaşmıştı. ‘Torunumu ben daha az görüyorum’ diyen erkek annesine karşılık, benzer şikayetler kız annesinden de geliyordu. Bebek ilk yaşına girdiği günlerde ikisi de birbirini kendi annelerine düşkün olmakla suçluyordu. Sevginin yerini, kim haklı kim haksız tespit etme gayretleri almıştı.

Oysa, evlilik gerçekleştiğinde iki ayrı aileden yeni bir aile kurulmuştur. Bu ailenin istekleri, beklentileri kendine özel olacaktır. gelinen aileleri mutlu etme gayretleri kurulan yeni aileyi mutlu etme gayretinin önüne geçtiğinde iletişim problemi yaşanması kaçınılmaz olur. Üstelik, çocuk evlilik anahtarı değildir. Aile büyüklerini memnun etmek, kaynaştırmak veya problemlere çözüm üretmek amaçlı çocuk yapmak hatadır.

Çiftler aileler arası yaşanan problemlerde taraf olmak yerine, kurdukları aileye sahip çıkmak durumundadır. Kız kendi ailesine, erkek kendi ailesine gereken mesafeyi ve saygınlığı oluşturmak zorundadır. Kapılarından içeride olanları kesinlikle geldikleri ailelere şikayet niteliğinde taşımamaya özen göstermelidir. Unutulmamalı ki; akşam olunca herkes kendi odasına ve dünyasına çekilecektir. Gelinen aileye saygı da kusur etmezken, iç işleri kapsamına giren konularda eşler kendi üstlerine düşeni yapmak durumundadır. Çözülebilir iletişim problemlerinden olan aile uyumsuzluğunun çözümü yine genç evlilerin elinde olup, tartışmak ve birbirini suçlamak yerine ‘BİZ’ bu konuda ne yapabilir, ailemizi nasıl koruyabiliriz sorusuna cevap verilmelidir.

1 Yorum
  1. neslihan demirçelik

    Gerçektem çok haklısınız inci hanım. Anlattıklarınızda eşimle kendimi gördüm. Biz de buna benzer seyler yasadık gerçekten çok zor…

Yorum Yazın

E-Mail adresiniz paylaşılmayacaktır. İşaretli alanları doldurun *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

formu temizleGönder